1. Bireyin kendisinden kaynaklanan durumlar;
2. Başka birey(ler)in onda oluşturduğu duygular veya başkaları kaynaklı oluşan durumlar.
Diyaframdan derin nefesler almak; göğsün üst kısmıyla nefes almak kişiyi rahatlatmaz. Nefes alıp verdiğimizde göğüs değil karın şişmelidir.
Derin nefesleri alırken; kendi kendine tekrar tekrar “Gevşe” ya da “Sakin ol” diyerek telkinde bulunmak; zihin bir süre sonra bu çağrıları duyacak ve öfkeyi soğutacaktır.
Bellekten çağırarak ya da hayal ederek kişiyi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünüp; orayı gözünün önüne getirmeye çalısmak; imajinasyon ve gerçek; zihin tarafından kolay ayırt edilemediğinden; kişi konsantre olursa gerçekten oraya gitmiş gibi hissedebilir.
Bedeni çok zorlamayacak; yavaşça yapılan yoga gibi egzersizlerle kasları gevşetmeye çalışmak; beden rahatlayınca zihin de gevşeyecek ve öfke duygusu dinecektir. Yukarıda belirtilen teknikleri uygulamak kısa sürede sonuç vermeyebilir. Bu teknikler; öfkelenmeye başlanılan ya da öfkelenilen anda kullanılan yöntemler haline getirerek ve yeterince pratik yapılarak kalıcı hale getirilebilir.
Aynen yetişkinler gibi; kimi çocuklar ve ergenler de diğerlerinden daha kolay öfkelenirler. Yüksek düzeydeki buhar basıncını içinde taşıyan bir düdüklü tencere gibi olan bu çocukların patlaması için çok az bir provokasyon ya da zorlanma yetecektir. Kimi çocuklar ise henüz öfkelerini yönlendirmek için gerekli becerileri edinememiş olabilirler. Bazı çocukların öfkesi de yaşamlarındaki ciddi olaylara tepki olabilir. Her üç durumda da çocuğun niye öfkeli olduğunu bilmesinin yanı sıra; öfkesini uygun şekillerde nasıl yönlendireceğini de bilmesi gerekir. Bu yeteneğe sahip olmayan ya da bu yeteneği öğrenmeyen çocuklar; arkadaş edinmede güçlük çekebilir ve öbür çocukların kolayca kızdırıp ağlattığı hedefler haline gelebilir.
Sık sık öfkeleniyor; her gün sınıf arkadaşlarıyla tartışıyorsa;
Aynı yaştaki diğer çocuklara göre daha yoğun olarak öfkeleniyorsa; sık sık ağlayıp başkalarına saldırganca davranışlar sergiliyorsa;
Yaşamın her alanında öfkelenecek bir şey buluyor ve belli bir kişi ya da olay nedeniyle değil; genel olarak kendini öfkeli hissediyorsa;
Olaylarla baş etme yöntemlerinde önemli değişiklikler görülüyorsa; örneğin daha önce hiç sıkılmadığı şeylere öfkelenmeye başlamışsa anne-baba olarak dikkatli olunmalı; gerekiyorsa bir uzman desteğine başvurulmalıdır.
Öfkesiyle baş edemeyen bir çocuğa yardım ederken ilk göreviniz; niye öfkeli olduğunu anlamak ve (bunun farkında değilse) onun da anlamasını sağlamaktır. Bu da; dinlemeyi bilmek demektir. Öfkeli çocuklar açık; sakin; anlayışlı ve kendini anlayacak yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Çocuğunu; öfkelendiği için azarlamak veya ona kızmak; öfkesini nasıl ifade edeceği ve nasıl sakin olacağı konusunda ona fikir vermez. O konuşurken ona ilgi göstermek; onu dinlemek ve onun söylediklerini dikkatle değerlendirmek yerinde olacaktır.
Çocuğun sakin olduğu bir anda; onu neyin bu kadar öfkelendirdiğini sorarak iç dünyasında hissettiği bir duygu veya kendisine söylenen bir şey ise (alay edilme gibi) bunu fark etmesini sağlayarak öfkesinin kaynağına inilebilir. Bazı çocuklar; özellikle ergenlik öfkeleri hakkında konuşmak istemeyebilirler. Bu durumda ne yapılmaya çalışıldığını açıklamak yerine uzman yardımı istenmelidir.
Öfkeli bir çocuğun kırgınlık duygularına ya da başkalarının sataşmalarına vereceği tepkilerde her zaman seçim şansının olduğunu ona göstermek gerekir. Bağırmayı; vurmayı; öfke nöbetleri geçirmeyi değil; öğretmenine ve arkadaşına neler hissettiğini söylemeyi tercih edebilir. Bu konuda hangi eylemin iyi sonuç doğuracağını düşünmesi teşvik edilmelidir.
Öfkeli olmadığı anlarda ya da az da olsa sakin kalarak zor bir durumla başa çıktığında takdir edilmelidir.
Belli bir süre için öfkesini dışa vurmayacağı ya da anlaştığınız şekillerde dışa vuracağı konusunda onunla anlaşma yapılmalıdır.
Ona duygularını anlattığı bir günlük tutması önerilebilir. Yazı yazmak zor geliyorsa resim de yapabilir. Bu yolla; kendisini öfkelendiren problemi; bu probleme nasıl tepkide bulunduğunu; bu tepkinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve problemi halletmek için iyi bir yol olup olmadığını anlatabilir.
Ebeveynler de çocuktan bekledikleri gibi davranmalıdır. Örneğin yaşanılan bir çatışmayı çözmek için öfkelerini kelimelere dökebilir ve ona asıl sorunun öfke olmadığını; bunun ifade edilme biçimi olduğunu gösterebilirler. Bu doğrultuda; anne-babaların şu soruları kendilerine sormaları yararlı olacaktır: "Ben öfkemi olumlu ve yapıcı biçimlerde ifade edebiliyor muyum?"
Uzlaşma sanatı devreye sokulmalıdır. Her iki tarafın da rahat edeceği bir orta yol bulunmaya çalışılabilir. Sakinleşmek; çatışmaya neden olan konular hakkında daha iyi bir konumda olmayı sağlar.
1. Tartışmanın konusunu değerlendirin: Bazen tartıştığınız konu aslında öfkelenmeye veya tartışmaya değmeyecek bir konu olabilir.
2.Derin bir nefes alın ve 10’a kadar sayın: Ağzınızdan herhangi bir kelime çıkmadan önce konuyu biraz düşünün.
3.Yürüyüşe çıkın: Biraz yürüyüş hem konudan uzaklaşmanızı; hem de sakince düşünmenizi sağlar. Kısa bir yürüyüşün ardından konuyu bambaşka bir gözle gördüğünüzü fark edebilirsiniz.
4. Sakinleşmek için kendi kendinize konuşmayı deneyin: Kendi kendinize sakinleştirici şeyler söyleyin: "Rahatlamam ve sakin olmam lazım. Şiddetli bir tartışma yaşamak istemiyorum." gibi.
5.Konuyu doğru çerçevelendirin: Örneğin çocuğunuz size karşı saygısızca davranıyorsa; aslında sorun size saygı duymamasından ziyade öfkesini kontrol edememesinden kaynaklanıyor olabilir. Konuyu bu şekilde doğru "çerçeveye" oturttuğunuzda; çocuğunuzun bu sorunu aşmak için sizin yardımınıza ihtiyaç duyduğu gerçeğine odaklanabilirsiniz.
6.Espriden faydalanın: Bazen espri öfkeyi yatıştırmanın iyi bir yolu olabilir; ancak kırıcı olabilecek alaycılıktan kaçınmalısınız.